30 HAZİRAN 2013 – KALPTE YAŞAMAK 45. PROGRAM

Güzel bir yaz sabahından hepinize günaydın. Radyo Voyage’da Kalpte Yaşamak programıyla sizlerle bir saat boyunca birlikte olucam.

Güne nasıl başlıyorsunuz? Kendinizi o güne nasıl hazırlıyorsunuz?

Gelin günümüze bugün kendimize, içimize odaklanarak  başlayalım.

Önce sessiz bir şekilde oturalım veya yere yatalım. Gözlerinizi kaparsanız içinize daha kolay odaklanabilirsiniz.

Nefesinizi nasıl alıp veriyorsunuz?  Nefesinizi tutuyorsanız ki çoğumuz farkında olmadan bunu yapıyoruz bunu fark edin … Nefesinizi tutuyorsanız bilin ki rahat değilsiniz. Enerjinizi bloke ediyorsunuz.

Bugün özellikle gün içerisinde nefesinize dikkat edin. Ne zamanlar nefesinizi tutuyorsunuz? Ben mesela araba kullanırken bunu yaptığımı fark etmiştim.

Her yeni güne nefesinizi fark ederek, kendinize odaklanarak  başlamanın mucizesini deneyimleyin. Önce kendi nefesinizi tanıyın.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu hafta enerjinizde bir değişiklik hissettiniz mi?

Belki bu hafta hayatınızı daha yavaştan almak istediniz.

Merak etmeyin yavaşlama hissi sadece sizinle ilgili değil. Bu ayın enerjisi yap, yap, git, git değil.

Rahatlamak ve bırakmak.

Yavaşlamak size ne ifade ediyor? Bazılarımız yavaşlamayı hemen tembellikle eşleştirir. Bazılarımız için yavaşlamak söz konusu bile değildir. Hatta öyle ki uyurken bile rahatlamayan bir sürü insan var.

En zorda bedenle zihnin aynı anda rahatlaması. Bir yandan huzurlu, sakin olup bir yandan da canlı olmak, değişime ve gelişime açık olmak ve hareket etmek.

Zihnimiz hiç hareket etmediğimiz anda sakinleşirken, fiziksel ve duygusal bedenimiz hareket etmek ister. Ancak hareket ettiği zaman sakinleşir.

Bu ay ev, aile, beslenmemiz, duygular, geçmişte yaşananlar ön plana çıkacak konular arasında. Eğer bu konularda bir tıkanıklık hissederseniz hareket edin. Hareket enerjinizin akışına izin verecektir ve
duygularınızın içinden geçmeniz daha kolay olacaktır.

Ancak bu hareketler sizi yıpratacak şekilde olmasın.

En iyisi suyun içinde veya kenarında olmak.

Hermann Hesse’nin Siddhartha kitabında yazdığı gibi su hep akar, sürekli akar, ama hep yerinde durur. Su aynı sudur ancak her an yenidir.

Akışın içerisinde rahatlayacağınız bir ay diliyorum hepinize.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nefesle başladık. Akışla devam ettik. Gelin şimdi de şöyle bir adım uzaktan dünyamıza bakalım.

2012 yılıyla birlikte tüm dünyada bir değişim söz konusu olmaya başladı. Özellikle bu değişimi yeni nesil gençlerde ve çocuklarda gözlemlemek mümkün. Korku çağından sevgi çağına bir geçiş yaşanıyor. Tabii bilinçaltına yerleşmiş korkuların atılması eski nesil için o kadar kolay değil.  Ancak sevgi o kadar güçlü bir enerji ki, korku sevginin karşısında anlamsız hale gelebiliyor.

2012 yılından sonra beklenen değişimlerden bir kaç tanesini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Dar, sınırlı, korku dolu ve katı bilincin yerine açık, geniş ve korkusuz bir bilincin yerleşmesi.

Güç, kontrol, hile ve ideolojilerin yerini onurlandırılmış birey ve onun bütüne hizmet etmesi söz konusu.

Doğa, evren ve kendileriyle daha barışık yaşayan bireylerin olması.

Dişi ve erkek enerjilerin eşit şekilde onurlandırılması ve ifade bulması.

İşte her şey önce bireyden başlıyor. Önce kendini tanımalısın. Kendinle bütün ve barışık olmalısın. Kendini tanımak için de kendine izin vermelisin. Dar bir bilinçle hiç bir yere varılamıyor.

Eileen Caddy’nin dediği gibi tek yapmamız gereken şey ruhun gerçek özgürlüğünü arayıp bulmamız çünkü gerçek özgürlüğün olduğu yerde huzur vardır. Huzurun olduğu yerde de sevgi vardır ve tüm kapıları açan sevgidir. Sevginin olduğu yerde eleştirme, kınama ve yargılama yoktur.

Huzurun ve sevginin daim olduğu bir ay diliyorum.  Ve hepimizi şifalandıran sevgi enerjisine gelin kalplerimizi açalım.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ben iki çocuk annesiyim. Her zaman çocuklarımdan bir şeyler öğreniyorum. Onlara birey olabilmeleri için alan tanıyorum.

Belki fark etmişsinizdir. Ne zaman küçük bir çocuğa bir şey yaptırmak isteseniz ve onu zorlasanız hiç bir yere varamazsınız. Belki dediğiniz şeyi yapmak zorunda kalır ancak ona sadece korku ve öfke duygularını aşılarsınız.

Esasında yumuşak sertten, su kayadan ve sevgi zorbalıktan güçlüdür.

Hadi gelin gözümüzü kapatalım. Ve tüm dikkatimizi kalbimize yönlendirelim. İçimizde tek gerçek olan sevgiyi hissedelim. Hepimiz bu dünyanın çocuklarıyız. Gelin sevgiye dört elle sarılalım.

Snatam Kaur’dan Long Time Sun’la önce sevgiyi kendimize ve sonra tüm insanlara yollayalım.

Sonsuz güneş üzerinizde parlasın

Sevgi her yanınızı sarsın

İçinizdeki saf ışık

Yolunuzu aydınlatsın

Kalpte Kalın. Akışta Kalın.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

62 kez okundu

© Copyright Kalpte Yaşamak - Semin Yalman Yılmaz Designed by Özge Kutal