KORKUYLA YÜZ YÜZE GELDİĞİM AN

Çok uzun zamandır korkuyla ilgili bir yazı yazmak istiyordum. Ancak hep yazıyor ve devamını getiremiyordum ta ki korkuyla yüz yüze gelene kadar.

Şunu soruyordum kendime korku acaba öğrenilen bir şey miydi? İnsanın yüreğinin ağzına geldiği o andaki o his çok bariz. Hepimizin deneyimlediği bir his. Peki o ana gelmeden önce zihnin senaryoları neler?

Bir sabah meditasyon yapmak için kendime ormanın içindeki bir parkı seçmiştim. Arabamdan indiğim andan itibaren beni iki sokak köpeği takip etmeye başladı. Parka girerken oradaki görevliler “korkmayın bu köpekler bir şey yapmaz” demelerine rağmen içim huzursuzdu. Güvenmiyordum. Peki kime adamlara mı yoksa köpeklere mi? Zihnimden türlü türlü senaryolar geçiyordu. Yolumu değiştirmeye çalıştım ancak köpekler benimleydiler. Başka insanlar da vardı etrafta ancak bu köpekler beni seçmişlerdi sanki. Birisi siyah diğeri gri/beyazdı. İçimden bir ses “hadi Semin bence sen meditasyonu bırak ve eve dön” dedi. Bir an kararsızlık yaşadıktan sonra diğer ses belirdi “madem buraya kadar geldin bunun üstesinden gelebilirsin” dedi ve ben de bu sesi dinlemeye karar verdim. İçimden farklı endişe dolu senaryolar geçmesine rağmen köpeklere dönüp “hadi bana yolu gösterin, ben buraları tanımıyorum” dedim ve köpekler önüme geçtiler. Resmen bana yolu gösteriyorlardı.

Gölün kenarına gelince harika ahşap bir dek keşfettim. Tam benlik bir yerdi. Tek kişilik, ahşaptan yapılmış, suyun üstünde bir dek. Oturdum. Arkama baktığımda köpekler çimlerin üstüne uzanmışlardı ve benden uzaktaydılar. İçim çok rahat sayılmazdı yine de gözlerimi kapattım ve meditasyon yapmaya başladım. Bir süre sonra omzuma bir şey değdi ve ben bir çığlık atarak yerimden zıpladım. Gözlerimi açtığımda gri/beyaz köpekle burun buruna geldik. Kalbim güm güm atıyordu. Ona dönüp “bak şimdi ben bu meditasyonumu yapmak istiyorum ve lütfen bana izin ver. Arkama otur ve beni koru” dedim ve köpek de dönüp arkama oturdu. Bir anda gözlerimden yaşlar boşaldı. Köpek endişelerimin ve korkularımın sembolüydü resmen ve o anda onları bırakmayı niyet ettim. O ana teslim olup kalbimi açtım. Şifa ancak kalp açık olunca yolunu buluyordu.

Meditasyonumu bitirdikten sonra gözlerimi açtım ve köpek hala arkamda oturuyordu. Ayağa kalktım ve onu severek ona teşekkür ettim. Birlikte parkın çıkışına yürüdük. Tam kapının girişinde bir okul grubu gelmişti ve sıra olmuşlardı. Köpekleri gördüklerinde ilgilerini çekti ve bir ağızdan “ay ne şeker köpek bunlar” demeye başladılar. Bir anda öğretmenlerinin sesini duydum “sakın dokunmayın o köpeklere” diye tembih ediyordu. Benim yüzümde bir gülümseme oluştu. “Köpekler bir şey yapmıyorlar” dedim ve bir anda köpek çocuklar tarafından çevrelendi. Çocuklar köpeği seviyor bazısı ise sarılıyordu. O anda KORKU yoktu, var olan ve gerçek olan tek şey SEVGİ vardı.

Yüzümde kocaman bir gülümseme ve hafiflemiş bir hisle köpeği çocuklarla baş başa bırakıp çıktım parktan.

Bu dünyada endişesi ve korkusu olan tek ben değildim. Hepimizin kayıtlarında var bunlar. Önemli olan taze beyinlere kendi endişelerimizi ve korkularımızı yansıtmamamız.

271 kez okundu

Bir Yorum Yazın


İsim*

Email (yayımlanmayacaktır)*

Websitesi

Yorumunuz*

Gönder

© Copyright Kalpte Yaşamak - Semin Yalman Yılmaz Designed by Özge Kutal